her hatırladığınızda gözlerinizin dolduğu birileri olması güzel mi.
zayıflıklar hala var.
öyle uzaktan bakılmıyomuş geçmişe,gidip dokunasın geliyo ya,geri getiresin geliyo,eline alıp "geçti,her şey geçti." diyesin geliyo da olmuyo be.
böyle anlatınca olmuyo ya. anlatılmıyo işte.
bizim acısını yaşadığımız özlem değil kesinlikle değil. olay özlemekten geçmiyo olay bi daha asla görememe korkusu.
bizi bu yiyip bitiriyo biz bitiyoruz ya. döktüğümüz her gözyaşının hayatımızdan bir gün çaldığını düşünsenize.
aptal polyanna.
"sensiz geçmekte olan her ayın dolunayını sikeyim."
ya kaybedersem. pes edeceğimden şüphem yok da
sendelersem?
eksiliyorum eksiğim ben bi yanım hep eksik.
hepimiz eksiğiz.
nokta kadar dürüst olun lan.
en kötüsü de gelecekler için bizim hep bir odamız var.
yok mu sanki. var işte.
istersen gökyüzünü siksin gene geldiğinde parlar o yıldız.
sanki dertlerimi sahiplenmiş gibi dinliyosunuz ya beni
dinlemeyin be ben bile dinlemiyorum onları kendi köşelerinde bitiriyolar beni
ben kendimi başka bi yerden bitiriyorum
acılar başka yerden
özlemiyoruz biz korkuyoruz.
biz kaybetmekten çok korkuyoruz.
26 Ağustos 2013 Pazartesi
19 Ağustos 2013 Pazartesi
"bahtiyar sizi çok severdi,
ve bahtiyarlar sizi çok çok seviyorlar."
o gece bana buğulu sesiyle şiir okumuştu. bikaç satırı atlamıştı,bi baktım gözlerinden bi damla yaş aktı elinin kenarına,gizlemeye çalıştı ben de belli etmedim zaten. o gün anladım ki,sevdalılar ölüyo ama sevdalar ölmüyo hiçbi paralel evrende.
o gün orda o nasırlı eline düştü ya o tek damla. ben saz çalardım o şiirini okurdu,bazen uzaklara dalar giderdi sorduklarıma cevap bile vermezdi. gözlerinde görürdün hüznünü.
bigün oturuyoduk,ayağı hafif sallanırdı iskemlesinin,bi parça kağıt vardı altında. baktı gözlerimin içine, " sen çok hastalıklı seviyosun. yanıyosun sen.yapma." dedi. ne demek istediğini anlamıştım ama düzeltmemiştim bi türlü.
her sabah kalkar Münevver Teyze'nin fotoğrafını öperdi,başının üstünde dururdu fotoğrafı. Her gün silerdi. Bigün yine yanına gitmiştim ziyarete. Haziranda ölmek zor diyeceğim sana demişti,ben de gittim.
Meğersem o kadar da zor değilmiş. Başının kenarında o siyah beyaz fotoğrafı buldum,elinin biri fotoğrafın üzerinde,yastığı ıslak. Olanca gücümle seslendim,ittim,yere düşmüştü şiir kitabı. O gün anladım ki,sevdalılar ölür de sevdalar ölmez.
Bana tam olarak anlatmazdı ama,Mustafa amca,usta derdim ben gerçi de. Karısı 28'inde veremden ölmüştü,o dönemler tedavisi yokmuş,şehre götürmüşler de tedavi bulamamışlar. Kucağında can vermiş kadıncağız. Bana anlatılan bu kadar tabiki. Her gün aynı türküyü mırıldanırdı,en sevdiği şarkıymış Münevver Teyze'nin. Aralarında 4 yaş varmış,Mustafa Amca babasının tamirhanesinde çalışırmış,okurmuş bi yandan. Münevver Teyze her okul çıkışında onun kapısının önünden geçermiş. Tam 8 ay izlemiş onu,en sonunda gitmiş konuşmuş. 1 yıl içinde evlenmişler. Birbirlerine doyamadan bu hastalık gelmiş başlarına,çocuğu da hep ertelemişler.
En sonunda Mustafa Amca böyle bi başına kalmış işte. 50 yıl boyunca yapayalnız yaşamış. O gün onu o resme sarılı buldum ya. O gözündeki tek gözyaşıyla. Dedim böyle dünyada yaşamaya çalışıyoruz işte.
İşe gidiyoruz,kitap okuyoruz,aşık oluyoruz.
Ertesi gün onu gördüm,yine çok güzeldi. Benim içindi sanki,elleri,gözleri. Sapsarı saçları,bi kere kokusunu duymak için ömrümün her güzel anını verirdim be.
Belki de haklıydı Mustafa Amca,hastalıklı seviyorduk. Hepimiz,ve kaybediyorduk.O kadar seviyordum ki
dolunay gibi,şiir gibi. Ben küçücük bi kız çocuğuyken öğrendim sevmeyi. Şimdi hala seviyorum da.
Hastalıklı seviyorum hala be Mustafa Amca,sen kavuştun şimdi de,ben napıcam ya.
böyle yaşanır mı bu,yaşanılır mı..
senin kadar güzel sevemedim ben.affet.
ve bahtiyarlar sizi çok çok seviyorlar."
o gece bana buğulu sesiyle şiir okumuştu. bikaç satırı atlamıştı,bi baktım gözlerinden bi damla yaş aktı elinin kenarına,gizlemeye çalıştı ben de belli etmedim zaten. o gün anladım ki,sevdalılar ölüyo ama sevdalar ölmüyo hiçbi paralel evrende.
o gün orda o nasırlı eline düştü ya o tek damla. ben saz çalardım o şiirini okurdu,bazen uzaklara dalar giderdi sorduklarıma cevap bile vermezdi. gözlerinde görürdün hüznünü.
bigün oturuyoduk,ayağı hafif sallanırdı iskemlesinin,bi parça kağıt vardı altında. baktı gözlerimin içine, " sen çok hastalıklı seviyosun. yanıyosun sen.yapma." dedi. ne demek istediğini anlamıştım ama düzeltmemiştim bi türlü.
her sabah kalkar Münevver Teyze'nin fotoğrafını öperdi,başının üstünde dururdu fotoğrafı. Her gün silerdi. Bigün yine yanına gitmiştim ziyarete. Haziranda ölmek zor diyeceğim sana demişti,ben de gittim.
Meğersem o kadar da zor değilmiş. Başının kenarında o siyah beyaz fotoğrafı buldum,elinin biri fotoğrafın üzerinde,yastığı ıslak. Olanca gücümle seslendim,ittim,yere düşmüştü şiir kitabı. O gün anladım ki,sevdalılar ölür de sevdalar ölmez.
Bana tam olarak anlatmazdı ama,Mustafa amca,usta derdim ben gerçi de. Karısı 28'inde veremden ölmüştü,o dönemler tedavisi yokmuş,şehre götürmüşler de tedavi bulamamışlar. Kucağında can vermiş kadıncağız. Bana anlatılan bu kadar tabiki. Her gün aynı türküyü mırıldanırdı,en sevdiği şarkıymış Münevver Teyze'nin. Aralarında 4 yaş varmış,Mustafa Amca babasının tamirhanesinde çalışırmış,okurmuş bi yandan. Münevver Teyze her okul çıkışında onun kapısının önünden geçermiş. Tam 8 ay izlemiş onu,en sonunda gitmiş konuşmuş. 1 yıl içinde evlenmişler. Birbirlerine doyamadan bu hastalık gelmiş başlarına,çocuğu da hep ertelemişler.
En sonunda Mustafa Amca böyle bi başına kalmış işte. 50 yıl boyunca yapayalnız yaşamış. O gün onu o resme sarılı buldum ya. O gözündeki tek gözyaşıyla. Dedim böyle dünyada yaşamaya çalışıyoruz işte.
İşe gidiyoruz,kitap okuyoruz,aşık oluyoruz.
Ertesi gün onu gördüm,yine çok güzeldi. Benim içindi sanki,elleri,gözleri. Sapsarı saçları,bi kere kokusunu duymak için ömrümün her güzel anını verirdim be.
Belki de haklıydı Mustafa Amca,hastalıklı seviyorduk. Hepimiz,ve kaybediyorduk.O kadar seviyordum ki
dolunay gibi,şiir gibi. Ben küçücük bi kız çocuğuyken öğrendim sevmeyi. Şimdi hala seviyorum da.
Hastalıklı seviyorum hala be Mustafa Amca,sen kavuştun şimdi de,ben napıcam ya.
böyle yaşanır mı bu,yaşanılır mı..
senin kadar güzel sevemedim ben.affet.
15 Ağustos 2013 Perşembe
12 Ağustos 2013 Pazartesi
http://www.youtube.com/watch?v=ISh3HAIZhcQ
anlamadığımız şeyler hep daha güzel. anlam veremediğimiz tesadüfler. en beklemediğimiz anda alınmasını isteriz içten içe hepimiz,canımızın. Dillerde hasta yatağında saçma bi hastalıktan can vermek istense de, aşk için verilmek istenir canlar.
Tutkularımız için,hırslarımız için,toprak parçaları için,edilen danslar için,tutulmamış sözler için.
ölüm tutkusu var bizde,canımız yanıcak kadar korksak da garip bi çekimi var.
aşk.
"Ve dans etmek bir daha
Ölümü dansa yollamak"
Farkında mısın bilmiyorum ama seslerle alakası yok bunun. Kokularla yok,gördüğünle yok. bu.bu sancı. Bu boşluk.
Bu hissettiklerimizle alakalı,senin ellerin de,karşındakinin silahları da,arkandakinin bıçakları da değiştiremeyecek bunu.
Hadi sen öldün de,yüreğin de ölür mü be.
Büyük somutluklar değil,hiç değil. En ufak hisler savaşları başlatan.
parçalanıyoruz. insanlara gülümserken,yemek yerken,uyurken, biraz daha parçalanıyoruz.
"kalbi delip geçmek."
biz tamamen parçalardan ibaret kaldık.
ölüm değil korkutan geride bıraktıklarımız.
kaybedecek bişeyin olmazsa ölümden korkmazsın.
ölürken çekeceğin acıdan korkarsın sadece.
senin yüreğin 17 yaşındayken kopmuş zaten,
çekip almışlar senden daha neyin acısı,neyin korkusu.
mutlu muyuz biz
sahi mutlu muyuz
bu kadar kırıkla bu kadar yarayla,yine de mutlu muyuz
itildik,hırpalandık,mutlu muyuz
evet.
hayır.
kim bilir
ölümün en çekici yanı da,yaşarken aynı yerde nefes bile alamadığın insanla,
aynı sonsuzluğu paylaşıcak oluşun.
anlamadığımız şeyler hep daha güzel. anlam veremediğimiz tesadüfler. en beklemediğimiz anda alınmasını isteriz içten içe hepimiz,canımızın. Dillerde hasta yatağında saçma bi hastalıktan can vermek istense de, aşk için verilmek istenir canlar.
Tutkularımız için,hırslarımız için,toprak parçaları için,edilen danslar için,tutulmamış sözler için.
ölüm tutkusu var bizde,canımız yanıcak kadar korksak da garip bi çekimi var.
aşk.
"Ve dans etmek bir daha
Ölümü dansa yollamak"
Farkında mısın bilmiyorum ama seslerle alakası yok bunun. Kokularla yok,gördüğünle yok. bu.bu sancı. Bu boşluk.
Bu hissettiklerimizle alakalı,senin ellerin de,karşındakinin silahları da,arkandakinin bıçakları da değiştiremeyecek bunu.
Hadi sen öldün de,yüreğin de ölür mü be.
Büyük somutluklar değil,hiç değil. En ufak hisler savaşları başlatan.
parçalanıyoruz. insanlara gülümserken,yemek yerken,uyurken, biraz daha parçalanıyoruz.
"kalbi delip geçmek."
biz tamamen parçalardan ibaret kaldık.
ölüm değil korkutan geride bıraktıklarımız.
kaybedecek bişeyin olmazsa ölümden korkmazsın.
ölürken çekeceğin acıdan korkarsın sadece.
senin yüreğin 17 yaşındayken kopmuş zaten,
çekip almışlar senden daha neyin acısı,neyin korkusu.
mutlu muyuz biz
sahi mutlu muyuz
bu kadar kırıkla bu kadar yarayla,yine de mutlu muyuz
itildik,hırpalandık,mutlu muyuz
evet.
hayır.
kim bilir
ölümün en çekici yanı da,yaşarken aynı yerde nefes bile alamadığın insanla,
aynı sonsuzluğu paylaşıcak oluşun.
Ve dans etmek bir daha
Ölümü dansa yollamak...
Ölümü dansa yollamak...
10 Ağustos 2013 Cumartesi
"yani,olmuyor. olmuyor.
istesemde.
kimse gelmiyor,beklesem de."
bu saatten sonra yitirdik biz her şeyi
yolumuz bitti
yerimiz yurdumuz da belli artık.
geriye dönmek sadece "keşke" bizim için.
şu ömrümün tümünü
her anını her saniyesini göğsünde geçirirdim de,benim yüreğime geçirildi o yumru.düzelmez
geçmez.
bitek sen gelmedin yanıma.
berduşlar serkeşler,sapkınlar,bedeviler
sevdalılar bile geldi de
bitek sen gelmedin
herkesin yarasını az çok sardı da bu eller,bi sen dokundurtmadın kendine.
en çok ihtiyacım olana.
ben bunu kaldıramıyorum,sessiz içtiğim sigaramda
dumanında
yanan kalbimde
seni aramaya,duyarsın diye fısıldamaya dayanamıyorum
harap oluyorum enkaz oluyorum ben
canım yanıyo kalbim yanıyo yüreğim yanıyo o sigarayla
o sigarada bitek sen yanmıyosun altım saçlım.
o sigarada da biter
bu acı da biter
ben de biterim de
sen bitmiyosun
şu şarkılar bile bitiyo da
bi sen bitmiyosun
"kendine iyi bak,
beni düşünme.
su akar yatağını bulur."
istesemde.
kimse gelmiyor,beklesem de."
bu saatten sonra yitirdik biz her şeyi
yolumuz bitti
yerimiz yurdumuz da belli artık.
geriye dönmek sadece "keşke" bizim için.
şu ömrümün tümünü
her anını her saniyesini göğsünde geçirirdim de,benim yüreğime geçirildi o yumru.düzelmez
geçmez.
bitek sen gelmedin yanıma.
berduşlar serkeşler,sapkınlar,bedeviler
sevdalılar bile geldi de
bitek sen gelmedin
herkesin yarasını az çok sardı da bu eller,bi sen dokundurtmadın kendine.
en çok ihtiyacım olana.
ben bunu kaldıramıyorum,sessiz içtiğim sigaramda
dumanında
yanan kalbimde
seni aramaya,duyarsın diye fısıldamaya dayanamıyorum
harap oluyorum enkaz oluyorum ben
canım yanıyo kalbim yanıyo yüreğim yanıyo o sigarayla
o sigarada bitek sen yanmıyosun altım saçlım.
o sigarada da biter
bu acı da biter
ben de biterim de
sen bitmiyosun
şu şarkılar bile bitiyo da
bi sen bitmiyosun
"kendine iyi bak,
beni düşünme.
su akar yatağını bulur."
7 Ağustos 2013 Çarşamba
"hani filmlerde olur ya" diye başlayan cümlelerin devamını dinlemek zorunda bırakmayın kimseyi
çünkü o filmlerde gördüğünüz her şey,asla yaşayamayacağımız bilindiğini için uydurulan kareler
gerçek olan ne biliyo musun
Sokaklar
caddeler
sokak lambaları
cam kenarında geçirilen uzun yolculuklar
benim en uzunu 25 saatti
uzun yollardan korkma
"seni sorana her yanım derim
ve dahasını da eklerim"
gerçek olan şiirler
gözyaşları
kahkahalar
aşklar
bi örümcek ısırığından oluşan bi süperkahraman değil seninki
gece uyurken gelip üstünü örten kadın
eğer illa bi süperkahramana ihtiyaç duyucak kadar acizsen
hani filmlerde olmaz ya
biri birisini sever
ama sevilmez
asla sevmez
sınırlı ömrünün sınırsız sonsuzluğunda
tek bir gün bile
tek bir saniye
ya da tek bir an bile
sevilmez.
bana bunu hiçbir film hissettiremez.
inanç eksikliği yaşıyoruz
bişiy söyliyim mi
haklısınız
o ekranlarda gördüklerimiz
yaşadıklarımızdan
zilyonlarca kat daha güzel.
gülümse :)
çünkü o filmlerde gördüğünüz her şey,asla yaşayamayacağımız bilindiğini için uydurulan kareler
gerçek olan ne biliyo musun
Sokaklar
caddeler
sokak lambaları
cam kenarında geçirilen uzun yolculuklar
benim en uzunu 25 saatti
uzun yollardan korkma
"seni sorana her yanım derim
ve dahasını da eklerim"
gerçek olan şiirler
gözyaşları
kahkahalar
aşklar
bi örümcek ısırığından oluşan bi süperkahraman değil seninki
gece uyurken gelip üstünü örten kadın
eğer illa bi süperkahramana ihtiyaç duyucak kadar acizsen
hani filmlerde olmaz ya
biri birisini sever
ama sevilmez
asla sevmez
sınırlı ömrünün sınırsız sonsuzluğunda
tek bir gün bile
tek bir saniye
ya da tek bir an bile
sevilmez.
bana bunu hiçbir film hissettiremez.
inanç eksikliği yaşıyoruz
bişiy söyliyim mi
haklısınız
o ekranlarda gördüklerimiz
yaşadıklarımızdan
zilyonlarca kat daha güzel.
gülümse :)
6 Ağustos 2013 Salı
biz sıradan insanlarız
bizi farklı yapanın hayallerimiz olduğuna inandık. Bizim hayallerimiz gerçek olmayacak kadar güzeldiler bi türlü akıl edip de anlayamadık. Biz itilenlerdeniz,elindeki son umut kırıntısı için savaşanlar.
Oyun dışı kaldık yeni oyun kurmaya da gücümüz yok. Heves desen.ne gezer.
Arkadaş be,arkadaş kaybediyosun canından can kaybediyosun da ölmüyosun sanki.
arkadaş
dost
kardeş
hepsi terkediyo da yeri geldiğinde
hatta sen bile kendini terkediyosun da
yüreğin terk etmiyo seni
biz oldukça sıradan insanlarız kimseye karışmayız karışamayız tek istediğimiz birilerini mutlu etmek.
çok hırçınız duramıyoruz kaldığımız yerde
seni anlarlar da
bizi anlamazlar be
karman çorman olduk zaten yok olamadık bitek.
bize bunu ne yaptı
"Pir sultan'ı düşün, şeyh bedretinn'i
Börklüce'yi
Insanları düşün
Düşün ki yüreğin sallansın "
beni çok yanlış anladınız
beni çok mutsuz sandınız oysa
mizacım boynu bükük
beni siz yanlış anladınız ben buna sevda dedim mutsuzluk değil
acı hiç değil
Ahmet Kaya hüznü var içimde resmen
bi yumru var anlıyo musun
git eğlen gez
sokaklarda dolaş gece gel eve gözlerin kararsın
istersen paket bitir istersen zil zurna sarhoş ol
bitmiyo
biter gibi değil bu,bitercesine değil
kafamda dönüp duruyo hep aynı sahne
ve aynı zaman diliminde aynı yerde olacak kadar tesadüflerle bağlıyım sana
naparsam yapayım konu dönüp dolaşıp sana değiyo
ellerimde değil ellerimde olsa ellerimi koparırım
gözlerimde olsa gözlerimi
ama yüreğimde onu da bitek sen çekip çıkarabilirsin
yapsana.
ne doğru ne yanlış bilsem sorar mıydım
ben türkü gibi bi hayat yaşamak istedim
türkü gibi ölüyorum.
bizi farklı yapanın hayallerimiz olduğuna inandık. Bizim hayallerimiz gerçek olmayacak kadar güzeldiler bi türlü akıl edip de anlayamadık. Biz itilenlerdeniz,elindeki son umut kırıntısı için savaşanlar.
Oyun dışı kaldık yeni oyun kurmaya da gücümüz yok. Heves desen.ne gezer.
Arkadaş be,arkadaş kaybediyosun canından can kaybediyosun da ölmüyosun sanki.
arkadaş
dost
kardeş
hepsi terkediyo da yeri geldiğinde
hatta sen bile kendini terkediyosun da
yüreğin terk etmiyo seni
biz oldukça sıradan insanlarız kimseye karışmayız karışamayız tek istediğimiz birilerini mutlu etmek.
çok hırçınız duramıyoruz kaldığımız yerde
seni anlarlar da
bizi anlamazlar be
karman çorman olduk zaten yok olamadık bitek.
bize bunu ne yaptı
"Pir sultan'ı düşün, şeyh bedretinn'i
Börklüce'yi
Insanları düşün
Düşün ki yüreğin sallansın "
beni çok yanlış anladınız
beni çok mutsuz sandınız oysa
mizacım boynu bükük
beni siz yanlış anladınız ben buna sevda dedim mutsuzluk değil
acı hiç değil
Ahmet Kaya hüznü var içimde resmen
bi yumru var anlıyo musun
git eğlen gez
sokaklarda dolaş gece gel eve gözlerin kararsın
istersen paket bitir istersen zil zurna sarhoş ol
bitmiyo
biter gibi değil bu,bitercesine değil
kafamda dönüp duruyo hep aynı sahne
ve aynı zaman diliminde aynı yerde olacak kadar tesadüflerle bağlıyım sana
naparsam yapayım konu dönüp dolaşıp sana değiyo
ellerimde değil ellerimde olsa ellerimi koparırım
gözlerimde olsa gözlerimi
ama yüreğimde onu da bitek sen çekip çıkarabilirsin
yapsana.
ne doğru ne yanlış bilsem sorar mıydım
ben türkü gibi bi hayat yaşamak istedim
türkü gibi ölüyorum.
5 Ağustos 2013 Pazartesi
http://www.youtube.com/watch?v=3YMFR7MHsWM
giderek ağırlaşıyo bazı şeyler.
Saçma. İnsanlar birbirlerini anlarlar.
İnsanlar,birbirlerini anlayabilirler.
Birbirlerine dokunabilirler,ki şayet yeterince büyükse yürekleri sevebilirler bile.
Benim acımı sen anlarsın.
Ama ne kadar acıdığımı anlar mısın meçhul.
Ses tonum olmadan nası hissettireyim sana ben ne hissettiğimi.
günlerdir nefes alamıyorum ben. ama gerçekten alamıyorum.
bin türlü musibet gelse başıma bi seni yenemiyorum.
yenmek de istemiyorum
her türlü acı nefes aldığını hatırlatır.
ve nefes aldığını unutursan ölürsün.
hepimize bi çıkış gösterildi ama sadece
eşiğine kadar gelebildim.
ben seni unutmayı hiç istemedim
ne seni
ne sarı saçlarını
ben seni unutmaya mecbur bırakıldım defalarca da görmek istemedim
mecburiyetler senden çok daha çirkin
ki demokrasi saçlarından güzel bile olamaz.
ben
itiraf et hadi
ben
seni çok özledim.
ve dünya üzerinde bundan daha acı hiçbir şey yok
ama tünelin sonunda sen varsın.
bu bana nefes aldığımı hatırlatıyo.
giderek ağırlaşıyo bazı şeyler.
Saçma. İnsanlar birbirlerini anlarlar.
İnsanlar,birbirlerini anlayabilirler.
Birbirlerine dokunabilirler,ki şayet yeterince büyükse yürekleri sevebilirler bile.
Benim acımı sen anlarsın.
Ama ne kadar acıdığımı anlar mısın meçhul.
Ses tonum olmadan nası hissettireyim sana ben ne hissettiğimi.
günlerdir nefes alamıyorum ben. ama gerçekten alamıyorum.
bin türlü musibet gelse başıma bi seni yenemiyorum.
yenmek de istemiyorum
her türlü acı nefes aldığını hatırlatır.
ve nefes aldığını unutursan ölürsün.
hepimize bi çıkış gösterildi ama sadece
eşiğine kadar gelebildim.
ben seni unutmayı hiç istemedim
ne seni
ne sarı saçlarını
ben seni unutmaya mecbur bırakıldım defalarca da görmek istemedim
mecburiyetler senden çok daha çirkin
ki demokrasi saçlarından güzel bile olamaz.
ben
itiraf et hadi
ben
seni çok özledim.
ve dünya üzerinde bundan daha acı hiçbir şey yok
ama tünelin sonunda sen varsın.
bu bana nefes aldığımı hatırlatıyo.
4 Ağustos 2013 Pazar
ben gün doğumundan sonra sevmeye başlamışım seni. 90'lardan kalma bikaç şarkıyla beraber. Camilerden yükselen sabah namazlarıyla sevmişim de,içim ürpermiş,fazla gelmiş bana.
fazla mı. sevgi mi bu.
hayı...evet.
evet.
bazı şarkıların bu dünyaya armağan olduğunu düşünüyorum
senin,bu dünyaya bi armağan olduğuna inanıyorum.
senin,bi armağan olduğunu biliyorum.
olmayan anılarımız varmış gibi davranabilir miyim. yani,anılarımız varmış gibi.
ben ayazda sevdim seni. ciğerlerime işlerdi soğuk sen sıcak kalırdın.
kanlı ya da bi savaşta sancak tutarcasına değil de,
o savaştan asla sağ kurtulamayacağını bilen yaralının,yanındakine ailesine onları çok sevdiğini söylemesini istemesi gibi.
sen benim en korktuğumsun
sen benim tek korktuğumsun
her şeyle baş edebiliyorum da,
kayıplar ölümler hüzünler acılar
fiziksel acılar zihinsel acılar
ruhsal acılar
bi senle baş edemiyorum be altın saçlım.
az önce sana altın saçlım dedim ve bu hiçbir şeyi değiştirmedi.
az önce seni sevdiğimi defalarca kez söyledim ama sen bunu zaten hep bildin.
bilmediğin ne kadar sevdiğimdi
ben kemiklerime kadar inanç doluyum da
gözlerine bakamıycakken bizim karşılaşmamızı anlamlandıramıyorum
benim hayatımdan bi dolu şarkı
senin hayatından bi dolu şiir
benim hayatımdan bi dolu hüzün
90'larda yaşasaydık sana devrin en güzel kasetlerini getirirdim. o meşhur tepeye çıkar dinlerdik de bakma metropol çocuğuyuz dağ taş görüyoruz nereye gitsek.
hadi biraz uyu.
başın o pencereden eksik olmasın.
seni seviyorum.
bu plastik değil.
fazla mı. sevgi mi bu.
hayı...evet.
evet.
bazı şarkıların bu dünyaya armağan olduğunu düşünüyorum
senin,bu dünyaya bi armağan olduğuna inanıyorum.
senin,bi armağan olduğunu biliyorum.
olmayan anılarımız varmış gibi davranabilir miyim. yani,anılarımız varmış gibi.
ben ayazda sevdim seni. ciğerlerime işlerdi soğuk sen sıcak kalırdın.
kanlı ya da bi savaşta sancak tutarcasına değil de,
o savaştan asla sağ kurtulamayacağını bilen yaralının,yanındakine ailesine onları çok sevdiğini söylemesini istemesi gibi.
sen benim en korktuğumsun
sen benim tek korktuğumsun
her şeyle baş edebiliyorum da,
kayıplar ölümler hüzünler acılar
fiziksel acılar zihinsel acılar
ruhsal acılar
bi senle baş edemiyorum be altın saçlım.
az önce sana altın saçlım dedim ve bu hiçbir şeyi değiştirmedi.
az önce seni sevdiğimi defalarca kez söyledim ama sen bunu zaten hep bildin.
bilmediğin ne kadar sevdiğimdi
ben kemiklerime kadar inanç doluyum da
gözlerine bakamıycakken bizim karşılaşmamızı anlamlandıramıyorum
benim hayatımdan bi dolu şarkı
senin hayatından bi dolu şiir
benim hayatımdan bi dolu hüzün
90'larda yaşasaydık sana devrin en güzel kasetlerini getirirdim. o meşhur tepeye çıkar dinlerdik de bakma metropol çocuğuyuz dağ taş görüyoruz nereye gitsek.
hadi biraz uyu.
başın o pencereden eksik olmasın.
seni seviyorum.
bu plastik değil.
Paragraf başı.
Duygusal anlarımı uykuda geçiriyorum sanırım,presledim bi kenara onlar da hallerinden memnun. Çaresiziz biliyoruz,ama yine de çok seviyoruz.
Hatalar geri alınır da hataların sonuçları geri alınamaz. Sen geri alınamazsın. Çok mantıksız ama pişmanlık duyulamayan hatalar yaptım ben.
Olmuyo. Yani oluyo da olduğunu kabul etmek istemiyorum. Seni 1 ay 26 gündür görmediğim gerçeğiyle yüz yüze bırakma beni. Yalnız bırakma. Kapıyı açık bırakma.
Kelime gelmiyo aklıma benim,ses gelmiyo. Zaten avuçiçi kadar anımız var bizim,anı bile sayılmaz aynı yerde bulunma mecburiyetlerimiz.
İsteyerek bulunduğum bölgeye bile uğramazsın da bakma işte.
ben kim doğru şeyler düşünmek kim. ya gülsene. bak buraya doğru gül.
En kötüsü ne biliyo musun?
bilme de zaten. Seni,başkalarının ağzından dökülen kelimelerle tanımak.
Biz ölülerin arkasından ağlıyoruz da,ölüler de bizim arkamızdan ağlıyolar mıdır acaba.
"belki ikimizin de kedi olduğu bi hayatta seni tekrar bulurum."
-ne konuşmuşlar?
+şiirden bahsetmişler.
-üzgün müymüş?
+çok üzgünmüş.
Duygusal anlarımı uykuda geçiriyorum sanırım,presledim bi kenara onlar da hallerinden memnun. Çaresiziz biliyoruz,ama yine de çok seviyoruz.
Hatalar geri alınır da hataların sonuçları geri alınamaz. Sen geri alınamazsın. Çok mantıksız ama pişmanlık duyulamayan hatalar yaptım ben.
Olmuyo. Yani oluyo da olduğunu kabul etmek istemiyorum. Seni 1 ay 26 gündür görmediğim gerçeğiyle yüz yüze bırakma beni. Yalnız bırakma. Kapıyı açık bırakma.
Kelime gelmiyo aklıma benim,ses gelmiyo. Zaten avuçiçi kadar anımız var bizim,anı bile sayılmaz aynı yerde bulunma mecburiyetlerimiz.
İsteyerek bulunduğum bölgeye bile uğramazsın da bakma işte.
ben kim doğru şeyler düşünmek kim. ya gülsene. bak buraya doğru gül.
En kötüsü ne biliyo musun?
bilme de zaten. Seni,başkalarının ağzından dökülen kelimelerle tanımak.
Biz ölülerin arkasından ağlıyoruz da,ölüler de bizim arkamızdan ağlıyolar mıdır acaba.
"belki ikimizin de kedi olduğu bi hayatta seni tekrar bulurum."
-ne konuşmuşlar?
+şiirden bahsetmişler.
-üzgün müymüş?
+çok üzgünmüş.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
