4 Ağustos 2013 Pazar

ben gün doğumundan sonra sevmeye başlamışım seni. 90'lardan kalma bikaç şarkıyla beraber. Camilerden yükselen sabah namazlarıyla sevmişim de,içim ürpermiş,fazla gelmiş bana.
fazla mı. sevgi mi bu.
hayı...evet.
evet.
bazı şarkıların bu dünyaya armağan olduğunu düşünüyorum
senin,bu dünyaya bi armağan olduğuna inanıyorum.
senin,bi armağan olduğunu biliyorum.
olmayan anılarımız varmış gibi davranabilir miyim. yani,anılarımız varmış gibi.
ben ayazda sevdim seni. ciğerlerime işlerdi soğuk sen sıcak kalırdın.
kanlı ya da bi savaşta sancak tutarcasına değil de,
o savaştan asla sağ kurtulamayacağını bilen yaralının,yanındakine ailesine onları çok sevdiğini söylemesini istemesi gibi.
sen benim en korktuğumsun 
sen benim tek korktuğumsun
her şeyle baş edebiliyorum da,
kayıplar ölümler hüzünler acılar
fiziksel acılar zihinsel acılar
ruhsal acılar
bi senle baş edemiyorum be altın saçlım.
az önce sana altın saçlım dedim ve bu hiçbir şeyi değiştirmedi.
az önce seni sevdiğimi defalarca kez söyledim ama sen bunu zaten hep bildin.
bilmediğin ne kadar sevdiğimdi
ben kemiklerime kadar inanç doluyum da
gözlerine bakamıycakken bizim karşılaşmamızı anlamlandıramıyorum

benim hayatımdan bi dolu şarkı
senin hayatından bi dolu şiir
benim hayatımdan bi dolu hüzün

90'larda yaşasaydık sana devrin en güzel kasetlerini getirirdim. o meşhur tepeye çıkar dinlerdik de bakma metropol çocuğuyuz dağ taş görüyoruz nereye gitsek.

hadi biraz uyu.
başın o pencereden eksik olmasın.
seni seviyorum.
bu plastik değil.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder