19 Ağustos 2013 Pazartesi

"bahtiyar sizi çok severdi,
ve bahtiyarlar sizi çok çok seviyorlar."

o gece bana buğulu sesiyle şiir okumuştu. bikaç satırı atlamıştı,bi baktım gözlerinden bi damla yaş aktı elinin kenarına,gizlemeye çalıştı ben de belli etmedim zaten. o gün anladım ki,sevdalılar ölüyo ama sevdalar ölmüyo hiçbi paralel evrende.
o gün orda o nasırlı eline düştü ya o tek damla. ben saz çalardım o şiirini okurdu,bazen uzaklara dalar giderdi sorduklarıma cevap bile vermezdi. gözlerinde görürdün hüznünü.
bigün oturuyoduk,ayağı hafif sallanırdı iskemlesinin,bi parça kağıt vardı altında. baktı gözlerimin içine, " sen çok hastalıklı seviyosun. yanıyosun sen.yapma." dedi. ne demek istediğini anlamıştım ama düzeltmemiştim bi türlü.
her sabah kalkar Münevver Teyze'nin fotoğrafını öperdi,başının üstünde dururdu fotoğrafı. Her gün silerdi. Bigün yine yanına gitmiştim ziyarete. Haziranda ölmek zor diyeceğim sana demişti,ben de gittim.
Meğersem o kadar da zor değilmiş. Başının kenarında o siyah beyaz fotoğrafı buldum,elinin biri fotoğrafın üzerinde,yastığı ıslak. Olanca gücümle seslendim,ittim,yere düşmüştü şiir kitabı. O gün anladım ki,sevdalılar ölür de sevdalar ölmez. 
Bana tam olarak anlatmazdı ama,Mustafa amca,usta derdim ben gerçi de. Karısı 28'inde veremden ölmüştü,o dönemler tedavisi yokmuş,şehre götürmüşler de tedavi bulamamışlar. Kucağında can vermiş kadıncağız. Bana anlatılan bu kadar tabiki. Her gün aynı türküyü mırıldanırdı,en sevdiği şarkıymış Münevver Teyze'nin. Aralarında 4 yaş varmış,Mustafa Amca babasının tamirhanesinde çalışırmış,okurmuş bi yandan. Münevver Teyze her okul çıkışında onun kapısının önünden geçermiş. Tam 8 ay izlemiş onu,en sonunda gitmiş konuşmuş. 1 yıl içinde evlenmişler. Birbirlerine doyamadan bu hastalık gelmiş başlarına,çocuğu da hep ertelemişler.
En sonunda Mustafa Amca böyle bi başına kalmış işte. 50 yıl boyunca yapayalnız yaşamış. O gün onu o resme sarılı buldum ya. O gözündeki tek gözyaşıyla. Dedim böyle dünyada yaşamaya çalışıyoruz işte.
İşe gidiyoruz,kitap okuyoruz,aşık oluyoruz.
Ertesi gün onu gördüm,yine çok güzeldi. Benim içindi sanki,elleri,gözleri. Sapsarı saçları,bi kere kokusunu duymak için ömrümün her güzel anını verirdim be.
Belki de haklıydı Mustafa Amca,hastalıklı seviyorduk. Hepimiz,ve kaybediyorduk.O kadar seviyordum ki
dolunay gibi,şiir gibi. Ben küçücük bi kız çocuğuyken öğrendim sevmeyi. Şimdi hala seviyorum da.
Hastalıklı seviyorum hala be Mustafa Amca,sen kavuştun şimdi de,ben napıcam ya.
böyle yaşanır mı bu,yaşanılır mı..
senin kadar güzel sevemedim ben.affet.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder